Bir Yaşdönümü Rüyası

  1. home
  2. Books
  3. Bir Yaşdönümü Rüyası

Bir Yaşdönümü Rüyası

3.38 17 3
Share:

"Bir Yaşdönümü Rüyası"i '70'li yılların sonundan günümüze ve daha sonra 2025'e uzanan iki ayrı zaman dilimi içinde Türkiye'nin...

Also Available in:

  • Amazon
  • Audible
  • Barnes & Noble
  • AbeBooks
  • Kobo

More Details

"Bir Yaşdönümü Rüyası"i '70'li yılların sonundan günümüze ve daha sonra 2025'e uzanan iki ayrı zaman dilimi içinde Türkiye'nin toplumsal ve siyasal çalkantıları arasında, bir yandan savunduğu siyasal görüşün mücadelesini verirken, bir yandan da farklı aşklar yaşayan Feride'nin öyküsünü anlatıyor. Sol mücadelenin içinde yer alıp devrimci bir örgütte çalışırken, bireysel ilişkileri geriye iten bir kocanın karşısında tutkuları kabuk bağlayan; ilk eşinde bulamadığı sıcaklığı ikinci eşinde bulsa da başka hayal kırıkları yaşayan; çocuğu yaşındaki Kamuran'a taze bir aşkla bağlanan Feride'ye, hayatına giren bu üç erkek üç değişik aşkı yaşatıyor. Kendisine hoyrat bir aşk sunan Ferhat, şefkatine sığındığı Sedat, yalnızlığının ve kayıp giden gençliğinin ilacı olabilecek Kamuran; bir de, bütün bu erkeklerin yansıra hep var olan, özel bir ana-kız ilişkisi yaşadığı Ş Ferhat'ın kızı. İnançları uğruna her biri bir başka yöne savrulan roman kahramanları, o dönem gençliğinin ve düşünen insanının birer simgesi. Onların kimliğinde, '80'li yıllar Türkiye'sinin bir panoramasını veren, aydınların düşünce yapısına bir kapı açan, ülkenin girdiği değişik dönemece, hızlı gelişmelere ayna tutan "Bir Yaşdönümü Rüyası", o yılların derin yaralarını taşıyan bir kadının bakış açısından yazılmış bir 'dönem romanı'. Erendiz Atasü'nün çok katmanlı, kapsamlı romanı, belki tek değişmeyenin 'değişmek' olduğunu, ama hayatın da bir tekrardan başka bir şey olmadığını düşündürüyor okuruna.

(Romandan bir bölüm)

TUTKU

Feride Ferhat'ı uzun bir aradan sonra ilk kez bir balıkçı meyhanesinde gördü. Yaz izinlerini bu küçük kıyı kentinde geçirmeyi seven Ankaralı genç aydınlar arasında, devrimci hasret türküleri söylenirken, bakışlar kesişirken ve gönüller aşka düşerken, sevişme düşleri kurulurken. Büyük servet ve büyük serbesti sere serpe yayılmamıştı henüz ortalığa. Bu gösterinin yoksul ve meraklı kalabalıklarca uzaktan izlendiği bir tuhaf panayıra dönüşmemişti henüz küçük deniz şehri. Geçmişindeki balıkçı köyünün doğal sadeliğinden izler taşıyordu. Alçakgönüllü tatilciler yaz mevsimini tenlerinde duyabilirlerdi hâlâ orda.

Ferhat'ın karısı öleli neredeyse bir yıl olmuştu. Bu sürede Feride'yle görüşmemiş, karşılaşmamışlardı. Şirin masanın sevimlilik tılsımıydı. Feride'nin kucağına tırmanmış ve orda uyuyakalmıştı. Ferhat, kadının alışık olmadığı bir şefkatle bakıyordu küçük kızına ve onun seçtiği kucağa. 'Akşam'ın başlangıcından o âna dek, Ferhat kadın için herhangi bir yabancıdan farksızdı. O anda, bir yıldır unutuşu koruyan, mühürlenip kapanmış kas ve sinir dokusundan ibaret durgun kılıf içten çözülüverdi. Tutku içsel bir alaz gibi yaladı kadını. Yaz gecesi kıpırtısızdı. Hava yasemin ve yosun kokuyordu. O tuhaf sessizlik giriverdi aralarına ve onları sımsıkı bağladı.

Hayır, o gece hiçbir şey olmadı.

Tutku hayallerde yeniden boy atıyordu. Ankara'ya dönmeden önceki gece, nihayet tenleri kavuştuğunda, kadının tutkusu harlı bir hava burgacının insafsız darbesine uğramış taze bitki gibi kırılıp kurumuştu ama...

Her şey karmakarışıktı. Zıt duygular birbiriyle çok sık örtüşüyordu. Çok fazla anı, fazla hayal, fazla acı vardı. Sonra, Şirin'le aralarında büyüyen arkadaşlık. Özlem çok büyüktü... çok, tutkunun o belirsiz nesnesine... Adamın teni uzaktayken ve yanındayken -ona değmedikçe- heyecanlandırıyordu kadını; mıknatıs gibi çekiyordu. Öyleydi de, niye ve nasıl kavurup kurutuyordu? Düşünmeye vakit yoktu, zamana amaçlar ve sorumluluklar el koymuştu. Gecikmiş hayat yaşayarak öğrenilecekti. O ilk gece, nice engelden sonra kavuştuğu erkeğinin yanında, derin bir hayal ezikliği içinde, kırık bir soru işareti gibi sessiz ve uykusuz yatarken ve sevgilisi büyük soluklarla uyurken, içindeki eksikliğe bulabildiği tek açıklama, kendi geçmişine benzer hayat hikâyelerinden gelen genç kadınlardan beklenilebilecek yorumdan başkası değ uzun sürmüş el değmemişliğin yol açtığı bir ten beceriksizliği, kendine ve yalnız kendine ait bir duyu yetersizliği. Evli arkadaşlarının utana sıkıla, mahcup kıkırdamalarla biraz da ferahlayarak anlattıkları, bir bozgunu andırır ilk gece hikâyelerine pek benziyordu, Bodrum'da, bir pansiyon odasında yaşanan. Oysa kendileri için farklı olacağını sanmıştı, ummuştu. Zamanla her şeyin düzeleceğini umuyordu şimdi de. Kadınlık coğrafyasına Ferhat'ın nihayet ve tam anlamıyla el koymasından cılız bir zihinsel haz filizlendirmeye uğraşıyordu.

Evlendiler.

Evlilikleri boyunca derneklerde, devrimci kuruluşlarda toplantıdan toplantıya koştular. Ferhat haklı çıkmıştı. Sosyal demokrat koalisyon çökmüş, sağın bütün kesimleri yeminli bir sol karşıtlığında kenetlenmiş, ikinci Milliyetçi Cephe hükümeti kurulmuştu. Sağla sol arasındaki bıçaksı yarığın kesmediği ne bir kurum ne bir sokak ne bir ev kalmıştı. Yarılma giderek incelen damarlar halinde solun dokusunu da bölmeye devam ediyordu, sağ katı ve sağlam dururken. Ölümlerle, saldırılarla katmerlenip kapanan bir halkanın boğuntusundaydılar, kadın ve kocası... Ve en altta kadının ...

  • Format:Paperback
  • Pages:312 pages
  • Publication:2009
  • Publisher:Everest Yayınları
  • Edition:Facsimile
  • Language:tur
  • ISBN10:9752895662
  • ISBN13:9789752895669
  • kindle Asin:9752895662

About Author

Erendiz Atasü

Erendiz Atasü

3.67 843 95
View All Books